Birisinin bitmek bilmeyen gücü ve şefkati ile bizi sarıp sarmaladığını hayal etmek isteriz; gölgesinde huzur bulmak, onun tarafından sevilmek isteriz. Her daim yanımızda olmalı; silüetlerden sakındığımız gözyaşlarımızı görmesini isteriz.
Tabii o kadar da merhametli olmamalı; gerektiğinde onca şefkatine rağmen azap da çektirmeli; azapsız acı olmaz çünkü. Azap çekilmeyen acı, uğruna sevinilmeyi hak etmez. Yunus olmalı; hiçliğin ortasında çıldırmalı ki varabilmeli ona, o saf kudrete.
O, bizi bir ateş yumağına atmalı; azap çekip şefkatine nail olup olmadığımızı sınamak için. İrade de vermeli üstüne ama diken üstünde bir irade; her an kaybolabilecek, kor olup uçabilecek bir irade... Bir dakika! Bu kadar zor elde edilip kolay yok edilebiliyorsa azabı biz çekmiyoruz ki, zorla ittiriliyoruz. O zaman söyle bana; hadi söyle, neredeyim ben, nerede benliğim? Yok ettin onu ve yolladın Yusuf'un kuyusuna. Ne gömleğim kaldı ne de sabrım; niye ittin beni buraya? Başından beri var olması gereken bir yanılgıydın sen.
Özür dileyerek söylüyorum ki orada kimse yok; keşke olsaydı ama soğuk bir karanlıktan başkası yok, gittim ve gördüm. Biliyorum ki hiçbir şey bilmiyorum; her şey bir ve ben her şeyi gördüm. Emin konuşuyor gibi görünüyorum, olan tek şey yorgunluk ve isteksiz umut.
Çektiğin acıların, çürüttüğün dizlerin bir manası yok; zaten bir mana/amaç aramaya da gerek yok. Sor bakayım meczup kediye; var mı amacı kendinden öte? Senin de olmamalı; bir şeyler, birileri uğruna "hiç" olmamalısın. Eylemlerinin tek nedeni kendi birliğin için olmalı; birey olmalısın.
Doğruyu söylemek gerekirse anlamsızlığın ve yok oluşun varlığı, beni sonsuz, bencil, anlamlı bir cennetten daha az kaygılandırıyor. Bir sonun var olması, bir başlangıcın varlığı gibi naif bir rahatlama veriyor; her acı ve kederin sevinç ile birlikte karanlığına döküleceğini bilen bana.
Bir gün bu şarkı son bulacak; belki yeniden çalsın diye yakaracağız ama nafile. Bitecek ve ışık daralacak; o zaman rahata ereceğiz en nihayetinde. Kendi benliğimiz ve kaybettiğimiz kor irademiz alevlenecek; ikisine de kavuşacağız.
O Arap putları yıktı, yerine daha üstününü insanı getirdi; ben de insanı yıkıyorum, yerine daha da üstününü getiriyorum: Hiçbir şeyi yada herşeyi.
O Arap putları yıktı, yerine daha üstününü insanı getirdi; ben de insanı yıkıyorum, yerine daha da üstününü getiriyorum: Hiçbir şeyi yada herşeyi.
