off içimdeki sıkıntı. her insana doğduğunda adından önce söylenir ne iş ile iştigal edeceği. aksi olsa idi bulur muydu her kişi kendi işini. herhal unutmuş bizimki dalgınlığına gelmiş, keşke unutsaymış adımı da söylemeyi, unutulur mu ki böylesi.
ne edeceğim neler yapacağım makineye mi dönüştürsem kendimi, ruhsuz bir tik tak, arzu ettiğim kadar da tiksiniyorum bu isteğimden sahi. mide bulantısı geliyor boğazımın sınırlarına acı tatlar dayanıyor çehreme, seçmezdim herhalde böylesini.
yine de düşünmeden edemiyorum diğerleri böyle mi dindiriyor kendilerini saran yılanı. her şeyi unutturacak bir iş, aklın önüne demir perde örecek ayaklarının titrediğini unutturacak bir iş. böyle mi geçiyor ruhun ızdırabı. bende mi bunu seçmeliyim yoksa cihangir avanaklığına mı soyunmalıyım.
![]() |
Uzun Bir Yol | Pexels |
kitap oku resim çiz aforizmalar uydur, dindi artık acın, baştan yoktu ki zaten acın, dindir dindirebildiğin kadar, böylesine bir avanaklık, yüz kızartıcı. imdat! dahi diyemezsin çünkü sorunun çözüldüğünü sanacak kadar sorunsuzsun. bunu da yapamıyaçağım gibi ne etsem acep.
bir ideoloji bir din bir kız bulup peşinde dolansam, noktanın etrafında elips olsam ve her seferinde yaklaştığımı sansam. bu kaçıp kovalama iradem dışı belki de en kızıl yoldaş ile şeriatçı müridin budur amacı. iradem olmazsa acımada olmaz sırtıma vurduğum kılıç darbeleri sadece kan aktır can acıtmaz, ankara'nın çetin soğuğunda saatlerin tek rakam olduğu yerde asmaya çalıştığım pankartlar yüzünden üşümem. eyy yüce dava sonsuz şükür sana, beni ve onla gelen can sıkıntısını yok ettin, mutsuz değilim artık ama farkında da değilim.
hayır olmaz. ben var olmalı sonuçları buysa katlanılmalı. düşünüldüğü kadar var değil yok olunur, bedbin sızlanma vaktin yok yol uzun. geldim gördüm ve öldüm.